Basında Biz

Çölyak hastaları için kabus olan gluten, İzmirli bir şirkete ihracat kapısı oldu. BROLL markası ile glutensiz un üreten şirket, Avrupa ülkelerine satış için Budapeşte’ye satış ofisi açtı.


Glutensiz ürünlerle Avrupa’yı fethedeceğiz

Çölyak hastaları için kabus olan gluten, İzmirli bir şirkete ihracat kapısı oldu. BROLL markası ile glutensiz un üreten şirket, Avrupa ülkelerine satış için Budapeşte’ye satış ofisi açtı.

Avrupa’daki rakiplerinin ürünlerini toplayıp, İzmir’de kendi Ar –Ge sonrası elde ettikleri kendi imalatlarıyla karşılaştıran Hasal Tarım Ürünleri onlardan 2 adım önde olduğunu görünce, start düğmesine bastı.

İlk etapta glütensiz ekmeklik un üreten firma bunları ambalajlayıp 6 dilde yazılan kullanım klavuzuyla zincir marketlerde satış için gün saymaya başladı. İnternet üzerinden de satışı yapılacak ürünler her yere ulaşacak ve Çölyak hastaları, kabus görmekten kurtulacak.



İzmir’de 1930 yılında kurulan, dededen toruna halka halka büyüyerek yoluna devam eden Hasal Tarım Ürünleri Şirketi, 1954 yılında nişasta ve türevlerinin satışına başlamasıyla kalktığı atağı şimdi yepyeni bir ürün gamıyla zirveye taşımaya hazırlanıyor. Cem ve Cenk Özakgül kardeşlerin nişasta üretiminde eriştikleri deneyim, glutensiz ürünlerle hem Çölyak hastalarını kabustan kurtaracak, hem de ülkemize döviz kazandıracak.

Hasal Tarım’ın Glutensiz ürünlerinin arkasında Cem Özakgül, Cenk Özakgül, Burak Ağuş ve Dilek Çilengir var. Sıkı Bir Ar-Ge çalışmasıyla ürünler raflardaki yerini alacak ve Çölyak hastaları için yemek işkence olmaktan çıkacak.

Ülkemizin yanısıra Avrupa, Asya ve Afrika ülkelerine de pazar ağlarına katmak için durmadan AR-GE çalışması yürüten Hasal Tarım Ürünleri’nin yönetim kadrosuyla buluşup yeni ürünlerini konuştuk. Cem ve Cenk Özakgül, Burak Ağus ve Dilek Çilengir’in Guletensiz ürünlerle, ülkemize nasıl döviz kazandıracaklarını dinleyip, insanlığa ve ülkeye hizmet etme aşklarına şahit olduk.

İşte o söyleşiden öne çıkanlar:

Patates soğan ticaretinden nişasta işine geçmek bize enteresan geldi. Nasıl oldu bu iş?

Firmamız 1930’lu yıllarda kurulmuş. Önceleri patates ve soğan ticarete yapan dedemiz 1954 yılında Adapazarı’nda kurulan nişasta fabrikasıyla bir başka kulvara geçmiş. Nişasta fabrikası kuran işadamları “İzmir’e de bir bayilik verelim” diyorlar. Kime verelim diye düşünürken, dedemiz için “Güvenilir tüccar. Ona verelim bu bayiliği” diyorlar ve bir gemi nişasta gönderiyorlar. Dedeme o kadar çok güveniyorlarmış ki, “Bunun parasını istediğin zaman öde Hasan bey” demişler. Tabii dedemiz bu güveni kolay elde etmemiş; Adapazarı’ndan alış-veriş yaparken çekleri çok itibarlıymış. Büyük tüccarlar birbirinden mal alırken, “Bize Hasal’ın çekini verin” diyorlarmış. Dedemin çekleri piyasada bir güven unsuruymuş. Nişastalar gelince dedem, babamla birlikte 1954 yılında nişasta ticaretine başlamış. Bizimkiler zaman içinde, patates, soğan diğer gıda maddelerini bırakıp tamamen nişasta üzerine yoğunlaşmışlar.

Cem ve Cenk Özakgül kardeşlerin nişasta üretiminde eriştikleri deneyim, glutensiz ürünlerle hem Çölyak hastalarını kabustan kurtaracak, hem de ülkemize döviz kazandıracak.

MISIR NİŞASTASI DAHA UCUZ

-Siz tam 61 yıldır nişastayla uğraşıyorsunuz. Artık nişastanın ordinaryusu olmuşsunuzdur.

-Evet 1998 yılına kadar biz Türkiye’deki nişasta fabrikalarının Ege Bölge Bayiliğini yaptık. 1998 yılından itibaren de ithalatına da başladık. Sadece mısır nişastası değil, tüm nişastaları satmaya başladık.
Patates nişastası çok kabul görmüyor zira, pahalı. Sebebi ise 100 kg patatesten maksimum 18-20 kg nişasta alınırken 100 kg mısırdan 67-72 kg nişasta elde ediliyor. O nedenle mısır nişastası ucuz olduğu için o daha çok tüketilir.

-Her yerde mısır nişastası mı çok tüketilir?

Tüketim bölgelere göre de değişir. Amerika’da, mısır ve buğday çok olduğu için oralarda, mısır ve buğday nişastası çok tüketilirken, Almanya’da patates ve mısır nişastası daha çok tüketilir. Avrupa’da yemeklik tüketimde patates çok tüketildiği için oradaki çiftçiye patates üretiminden vazgeçmesin diye pirim de verilir. Avustralya ise tamamen buğday nişastası tüketir. Bu lokasyonla alakalı. Ancak esas olarak en verimli mısırdır ve o nedenle dünyada en çok mısır nişastası tüketilir.

MODİFİYE NİŞASTA

-Sadece nişasta işiyle mi uğraşıyorsunuz 61 yıldır?

Biz dış ülkelerden mısır ve buğday nişastası alırken modifiye nişastaları da ithal etmeye ve bunların kullanım alanlarını öğrenmeye başladık. Nişaştanın modifiye edilmesi demek üretim proseslerine uygun hale gelmesi demek. Yanı puding 70 derecede iken basınçla bir iki saniyede 140 dereceye getiriliyor sonra yine bir iki saniyede 70 dereceye düşürülüyor. Bunu normal nişastaya yaparsanız, nişasta bütün özelliğini kaybeder. Ama bu prosese uygun modifiye nişasta ile harika bir puding elde edebilirsiniz.
Biz bu modifiye nişasta işini öğrenince, serbest bölgede (ESBAŞ’ta)kendi karışım tesisimizi kurduk. Yurt dışındaki eşitli gıda firmaları için burada modifiye nişasta üretiyoruz ve Macaristan’da kurduğumuz satış ofisi ile Avrupa’ya satışını yapabiliyoruz.

MACARİSTAN’DA OFİS

– Siz nişastayla Avrupa’ya da açılmışsınız. Öyle değil mi?

Satış ofisimiz Budapeşte’de. Orasını özellikle seçtik. Çünkü orası Avrupa’nın tam göbeğinde. Bu sektörde ticaretimizi yaparken, glutensiz ekmek diye birşey gündemimizde yoktu. Biz glutensiz üretim yapanlara nişasta ve modifiye ürün veriyorduk.

 

-Glutensiz ürüne nasıl girdiniz?

Oğlumun allerjik bir durumu ortaya çıktı. Ona, çölyak diyeti, allerji yapabilecek gıda diyeti, şeker diyeti, bisküvit diyeti uygulandı ve o ürünleri yiyemedi. Bu durum beni çok etkiledi. Eşim bir oğluna köfte yaparken ekmek koyarken, diğeri için patates koyuyordu. Oğlum elini ürünlere uzatıyordu ama hemen geriye çekiyordu.
Tam bu zamanlarda Ahmet Bey geldi ve “Biz glutensiz ekmek yapmak istiyoruz. Bunları Karşıyaka’daki yerlerimizde satmak istiyoruz” dedi.
Biz de Cem’le kendisine teknik olarak yardımcı olmak istedik. Tabii bunu yaparken kullanmanız gereken ana malzeme de nişasta grupları. Biz de nişastayı çok iyi biliyoruz. Bizim diğerlerinden bir değil iki adım öne geçmemizin nedeni bu. Böyle olunca kendisine miks verdik. Ekmek yapıldı ve çok güzel oldu. Biz Ahmet Bey sayesinde çok iyi bir un yaptık ve dolayısıyla çok güzel glutensiz ekmek yaptık. Bunu da piyasada satılan bir ürünle kıyasladık. Ondan daha lezzetli ve daha güzel kabaran ekmek elde edince raflarda glutensiz neler yapılıyor diye bakmaya başladık. Toplumun istediği neler? Çölyak hastalarıyla konuştuk. Onların beklentileri neler, hangi ürünleri istiyorlar onları öğrendik.

AVRUPA’DAN İLERDEYİZ

-Glutensiz ürünleri kullananlar çok mu?

Glutensiz ürünleri kullananlar sadece çölyak hastaları değil. Sağlığına düşkün olan insanlar da bunları kullanıyorlar. Diyet yapmak isteyenler, sağlıklı yaşamak isteyenler de guletensiz ürünlerin peşinden koşuyor.

Siz Avrupa’ya da açılmışsınız. Orada nasıl bir pazar araştırması yapıyorsunuz.

Ben her ayın bir haftasını Macaristan’da geçiriyorum. O bölgeyi taradım. Macaristan, Hırvatistan, oralarda rakip ürünleri toplayıp baktık. Ekmek olsun, kek olsun, burada yapıp bizim ürünümüzle karşılaştırdık. Bizim ürünümüz, nişastayı bilmemizin verdiği avantaj ile diğer ürünlerin önüne geçti. Piyasadaki durumu görünce, ürün gamımızı bir anda artırmaya kararı aldık. Ve her ay bir ürün çıkarmak için planlama yaptık. İlk etapta ekmek, sonraki aylarda ise kek, kurabiye, bisküvi, börek, waffle, krep ve hatta makarna için glutensiz un karışımlarını hazırladık ve paketleyip piyasaya vereceğiz. Artık bundan sonra glutensiz ekmek isteyenler, bizim unlarımızla evlerinde ekmek üretebilecekler. Bunun için iki tarif verdik. Birinci ekmek makinesinde ekmeklerini yapabilecekler. İkincisi ise kek kalıplarında fırında ekmeklerini yapabilecekler.

 

Çölyak hastaları için yemek büyük bir ızdırap aslında. Onlar birçok şeyi yiyemiyorlar. Mesela piliç kızartma. Ne alakası var diyeceksiniz. Piyasada daha iyi kızarsın diye piliç çevirmelerin üzerine bile un veya unlu harçlar sürüyorlar. Yediğimiz paneler, harçlar hep glutenli. Çölyak hastalarının yiyebileceği şeyler bir anda o kadar çok azalıyor ki bu hastalar gerçekten ızdırap çekiyorlar.

Biz şimdi glutensiz un üretimimizle çölyak hastalarını bu ızdıraptan kurtarıyoruz. Bizim paketli ürünlerimizden alıp evinde, köyünde istediği her yerde ekmeğini yapabilir. Bizim glutensiz ürünler konusunda bir başka avantajımız, bu ürünlerin üzerinde yurtdışında alırsanız, gümrük vergisi var. Bu ürünleri yurtdışından alırsanız çok pahalı olacak.

KÖYDEKİLER DE ONLİNE ALABİLECEK
Biz bunu sadece marketlerde değil, online olarak sitemizden de satış yapabileceğiz. Web sitemize girip oradan sipariş verebilecekler. Biz ekmekle piyasaya çıkıyoruz, peşinden kek ve muffin var. Ondan sonra yumuşak ve sert kurabiye unu raflarda yerini alacak. Pankek yada krep onun peşinden gelecek.
Bizim hedefimiz Avrupa piyasası. Avrupa’da sağlığını düşünenler çok fazla. Tabii gelirleri de yüksek olduğu için Glutensiz ürün tüketeceklerin sayısı da fazla olacağını düşünüyoruz.

Çölyak hastaları da yiyebilsin diye şimdi Pankek yapacağız. Bizim yaptığımız kekler asla ufalanmayacak. Hatta Çölyak hastaları lahmacun bile yiyebilecek. Ama onlar glutensiz undan yapılan lahmacunları tüketecek. Peşinden muffle, Tortillah gelecek, her ay bir ürün piyasaya süreceğiz, Çölyak hastalarının özlemini çektiği tüm ürünleri raflarla buluşturacağız.
Bizim hedefimiz ilk etapta Avrupa piyasası. İngiltere’de 800 milyon Sterlinlik, italya’da 250 milyon Sterlinlik Almanya’da ise 100 milyon Sterlin bir pazar olduğunu öngörüyoruz. O nedenle bu ürünlerle biz ülkemize döviz kazandırmak istiyoruz.

Çölyak Hastalığı Nedir?

Çölyak hastalığı(ya da Gluten Enteropatisi), bağırsaklardaki sindirimi sağlayan villus [tüysü oluşumlar] denilen yapıların bozulmasına sebep olan ve dolayısıyla da yiyeceklerdeki besinin emilmesini engelleyen ve ince bağırsakta hasarlar oluşturan bir hastalık. Bu alerjik sindirim sistemi hastalığına maalesef günlük olarak tüketilen buğday, arpa, çavdar, yulaf gibi tahılların içerisinde bulunan gluten isimli bir protein neden oluyor ve insanlara büyük ızdırap veriyor.

Sağlık Bakanlığı, Türkiye Halk Sağlığı Kurumu, “Çölyak hastalığı genetik bir hastalıktır. Çölyak hastalığı yaşam boyu süren gıda alerjisidir. Günümüzde insanoğlunun en sık rastlanan genetik hastalığı olarak kabul edilmektedir. Çölyak hastalığının tek tedavisi ömür boyu buğday, arpa, çavdar, yulaf tahılları ve bunlardan üretilen besinlerde bulunan glutenden uzak sıkı bir diyettir” diyor.

Türkiye’de 250 bin ile 750 bin arasında çölyak hastası olduğunu tahmin eden Sağlık Bakanlığı, bunların ancak yüzde 10’nuna tanı konulduğu belirtip, “Toplumda tanı almamış hastalar buz dağının görünmeyen kısmıdır” diye uyarılarda bulunuyor.

***

Çölyak belirtileri, tanı ve hastalıklar

Sağlık Bakanlığı, Türkiye Halk Sağlığı Kurumu, hastalığın bazı bireylerde yıllarca hiç belirti vermediğini veya çok hafif seyredebildiğinibilirtip, “Kişi çölyaklı bir hasta olduğunu uzun süre fark etmeyebilir. Hastalık tipik belirtilerle başlayabileceği gibi çok hafif belirtilerle de seyredebilir” dedi.
Çölyak hastalığı olan çocuklarda özellikle karın ağrısı, karında şişlik, ishal, huzursuzluk, iştahsızlık, enfeksiyonlarda artış ve gelişme geriliği, kusma, kilo alamama ve boy uzamasında yavaşlama gibi tipik belirtilerin ortaya çıkabileceğini belirten Türkiye Halk Sağlığı Kurumu, “İleri yaşlarda hastalığın belirtileri daha geniş bir yelpazeye yayılır” dedi ve yetişkinlerde görülen belirtileri şöyle sıraladı:
ÇÖLYAK HASTALIĞI BELİRTİLERİ
. Karın Bölgesinde öne doğru şişkinlik
. Yaşa göre kilo azlığı
. Kas zayıflığı
. Kansızlık
. Dışkıda anormallik, büyük tuvalet ihtiyacının artması
. İshal
. Kusma
. Bezginlik
. Nedeni bilinmeyen karaciğer hastalıkları
. Büyüme geriliği
. Ağız içinde oluşan aftlar
. İştahsızlık, gaz şikayetleri
. Eklem ve kemik ağrıları
. Sinirlilik
. Ciltte kaşıntılı döküntüler
Çölyak hastalığı her yaşta teşhis edilebilmekle birlikte teşhisi zor olan hastalıklardan biridir. Çünkü belirtiler çoğunlukla ilişkili bir başka hastalığı da düşündürmektedir. Örneğin erken osteoporoz, kansızlık, teşhis edilmemiş laktoz alerjisi gibi hastalıklarla benzer belirtiler gösterdiğinden karıştırılabilir.
Çölyak hastalığının insan sağlığı üzerinde önem taşıyan birçok değişimlere neden olmasından dolayı doğru teşhisi önemlidir. Teşhis yöntemlerinden kan testleri serolojik özel testler (AGA, EMA) ile ön tanı konmakta ancak kesin tanı ince bağırsak biyopsisi ile konmaktadır.

Çölyak hastalığı ile ilintili hastalıklar şunlardır:
. Tip1 DM
. Otoimmüntiroid hastalığı
. Otoimmün karaciğer hastalığı
. IgA eksikliği
. Down, Turner, Willians Sendromları.
Tedavi edilemezse çölyak hastalığının kısa ve uzun vadedeki riskleri nelerdir?
. Malabsorbsiyon
. Büyüme geriliği
. Hipokrommikrositer anemi
. Megoblastik anemi
. Kalsiyum ve K vitamini eksikliği
. Otoimmün hastalıkların prevelansında artış
. Osteoporoz
. Kısırlık, düşük
. Depresyon
. Lenfoma